Jennifer Lopez şalı diye de bilinen baktüs şalım uzun zamandır örmeyi planladığım bir modeldi.. Kısmet bu zamanaymış :) Yılbaşı çok güzel bir bahane oldu. Kendimle birlikte arkadaşlarımı da şal sahibi yapmak, onların da çok beğenmesi beni aşırı mutlu etti.. Eğer tarif merak edeniniz var ise yapımını öğrendiğim Derya Baykal'ın, Sibel Kavaklıoğlu'nun tarifinin yeraldığı programının videosu da aşağıda.. ;) yapmak isteyenlere şimdiden kolay gelsin..
Güzel olan, hayatıma, evime ve bana güzellik katan her şeyi paylaşmak istedim.. Eşlik eder misin?
8 Ocak 2016 Cuma
Baktüs şalım....
Jennifer Lopez şalı diye de bilinen baktüs şalım uzun zamandır örmeyi planladığım bir modeldi.. Kısmet bu zamanaymış :) Yılbaşı çok güzel bir bahane oldu. Kendimle birlikte arkadaşlarımı da şal sahibi yapmak, onların da çok beğenmesi beni aşırı mutlu etti.. Eğer tarif merak edeniniz var ise yapımını öğrendiğim Derya Baykal'ın, Sibel Kavaklıoğlu'nun tarifinin yeraldığı programının videosu da aşağıda.. ;) yapmak isteyenlere şimdiden kolay gelsin..
14 Aralık 2015 Pazartesi
Tabletimin şirin kılıfı...
Rengarenk keçelerle, kısa sürede, kolaylıkla yapılan bir kılıf.. Kendim yaptım diye demiyorum :D benim çok hoşuma gitti, ya sizin?
21 Mart 2014 Cuma
Bengüşümün mutfağına...
Etiketler:
beyaz,
çiçek,
dikdörtgen,
işleme,
kare,
lila,
makine nakışı,
masa,
masa örtüsü,
mavi,
mutfak,
nakış,
pembe,
runner,
yeşil
14 Şubat 2014 Cuma
Gül Tatlı...
125 gr.oda sıcaklığında margarin 1 su bardağı ayçiçek yağı (ben yarım bardak kullandım) yarım su bardağı yoğurt 1 su bardağı irmik 1 yumurta 1 paket vanilya yarım paket kabartma tozu 1 yemek kaşığı sirke 1 tutam tuz aldığı kadar un gül için kırmızı, yaprak için yeşil gıda boyası içi için 1 su bardağı kırılmış fındık şerbet için 3 su bardağı su 2.5 su bardağı toz şeker 1 tatlı kaşığı limon şeker, su ve limon suyunu kaynamaya başladıktan sonra kısık ateşte 20 dk. kaynatın, soğumaya bırakın. oda ısısında yumuşamış margarin, çiçek yağı, irmik, vanilya, yoğurt, yumurta ve sirkeyi karıştırın. un ve kabartma tozunu azar azar ekleyip yoğurun. hamurun üçte biri kadar kısmını ayırıp yeşil gıda boyasını, kalanına da kırmızı gıda boyasını ilave edip rengini tam olarak alana dek iyice yoğurun. 3 mm. civarı kalınlıkta açarak kırmızı hamurdan bardakla keserek 5 yuvarlak elde edin. uçları üst üste gelecek şekilde dikey olarak yerleştirip fındık kırığını serperek rulo şeklinde sarın. rulonun tam ortasından ikiye keserek 2 tane gül elde etmiş olacaksınız. yapraklar için ben kurabiye kalıbı kullandım. tepsiye dizip 180 dereceli önceden ısıtılmış fırında yarım saate yakın kontrollü şekilde pişirin.. fırından çıkarıp soğumuş şerbeti üzerine gezdirerek dökün. 1 saat dinlendirdikten sonra servis edilebilir.. Afiyet olsun...
9 Şubat 2014 Pazar
3 Şubat 2014 Pazartesi
Makine Nakışı...
Etiketler:
embroidery,
lale,
machine embroidery,
makine nakışı,
masa örtüsü,
mavi,
nakış,
osmanlı lalesi,
örtü,
runner,
sehpa örtüsü,
turuncu
9 Kasım 2013 Cumartesi
Maraş işi runner..
Etiketler:
bordo,
embroidery,
gümüş,
işleme,
kadife,
kırmızı,
machine embroidery,
makine nakışı,
maraş,
maraş işi,
masa,
masa örtüsü,
nakış,
püskül,
runner,
sim
27 Temmuz 2013 Cumartesi
Bu daaa Minik Aşkım'ın yastığı..
Etiketler:
bead,
beyaz,
decoration,
embroidery,
ev dekorasyon,
isim,
işleme,
kırlent,
lacivert,
machine embroidery,
makine nakışı,
mavi,
nakış,
nazar,
nazar boncuğu,
pillow,
saten,
sünnet,
white,
yastık
28 Mayıs 2013 Salı
Yeğenimin yastığı....
Etiketler:
baby pillow,
BEBEK,
bebek yastığı,
beyaz,
embroidery,
fırfır,
harf,
isim,
kırlent,
machine embroidery,
mor,
organze,
pillow,
purple,
saten,
violet,
white,
yastık
15 Mayıs 2013 Çarşamba
12 Mayıs 2013 Pazar
Bu defa biz Kurabiye Canavarı'nı yedik :))
Kurabiye Canavarı Cupcake..
6 Kişilik
Gerekli malzeme :
115 gr. tereyağı, oda sıcaklığında
130 gr. şeker
3 yumurta
195 gr. un
1,5 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 tutam tuz
60 ml. süt
2 paket vanilya
Süslemek için :
2 paket toz krem şanti
2 çay bardağı süt
Mavi gıda boyası
Marshmallow şeker
Bitter çikolata
Kurabiye bisküvi
*Şeker, vanilya ve tereyağını mikserle çırpın. Yumurtaları teker teker ekleyerek çırpmaya devam edin. Ayrı bir kasede un, kabartma tozu ve tuzu harmanlayın. Hamuru mikserin düşük hızında çırparken bir yandan yavaş yavaş un karışımını ve sütü ekleyin.
*Muffin kaplarına kağıt yerleştirip hamuru içlerine paylaştırın. 175 dereceye ayarlanmış fırında 18-20 dakika pişirin. Tel ızgara üzerine alarak soğuyuncaya kadar bekletin.
*Krem şantiyi süt ile çırpın ve mavi gıda boyası ile renklendirin. Bıçakla keklerin üzerine bir miktar krem şanti sürün. Kalan kremayı sıkma torbasına doldurup keklerin üzerine saçaklı görüntü olacak şekilde sıkın.
*Marshmallowları yuvarlak kesip eritilmiş çikolata ile üzerine nokta yaparak gözü oluşturun ve keklerin üzerlerine yerleştirin. Yarıya kesilmiş kurabiyeleri yerleştirip tamamlayın. Servis yapın.
Kurabiye canavarı cupcake artık hazır, afiyet olsun.Lezzet Dergisi tarifidir......
ben gözlerini ahşap mangal şişleri ile Nutellaya bandırarak yaptım :)) bisküvi ise çikolatalı Eti Çay keyfi....
Etiketler:
bisküvi,
cupcake,
kurabiye,
Kurabiye canavarı,
marshmallow
19 Nisan 2013 Cuma
Snoodlarım...
Soğuk giden havanın avantajını kullanıyor ve epeydir ihmal ettiğim sayfama nihayet yeni bir şeyler ekliyorum... Geç oldu ama güzel oldu :))
6 Mart 2012 Salı
Çiçek Tarlası...
Eski yolluklarımdan sıkılıp, seneler önce "yapılacaklar listem" e eklediğim projemi nihayet hayata geçirdim.. uzuun bir aradan sonra bana da evime de iyi geldi uğraşmak.. :)
14 Şubat 2010 Pazar
1 Şubat 2010 Pazartesi
Boncuklu salon takımı..
Kesme boncuklarla yaptığım yeni salon takımım.. Bir öncekinden farkı bu defa işlemedim, boncukları yapıştırdım..
Etiketler:
bead,
boncuk,
kesme boru boncuk,
masa örtüsü,
salon takımı,
sehpa örtüsü,
tablecloth
23 Ocak 2010 Cumartesi
12 Ocak 2010 Salı
Yeni yılın getirdikleri :)
Uzun seneler öncesinden elimde olan çiçeklere yeni bir şekil vermek istedim ve ortaya bu güzeller çıktı..
Uzun vazomun yanına da yakıştırınca gayet hoş oldular sanırım.
Etiketler:
çiçek,
decoration,
ev dekorasyon,
flower,
TEA LIGHT,
VAZO
1 Ocak 2010 Cuma
Nice Senelere..
Yeni bir yıl; yeni umutlar, hayaller, gelecek yepyeni 365 gün...
Dilerim her yeni gün size dileklerinizi gerçekleştirme gücü versin..
Herkes için iyi bir yıl olsun..
31 Aralık 2009 Perşembe
Noel Hediyesi...
"Tam bir dolar seksen yedi senti vardı. O kadar, ne bir sent eksik, ne bir sent fazla!.. Bunun da altmış senti peniden ibaret ufaklıktı. Bu penileri teker teker bakkal, kasap, manavla çekişe çekişe pazarlık ederek ve her defasında satıcıların cimrilik isnatları karşısında utancından kıpkırmızı kesilerek biriktirmişti. Della paraları üç defa saydı. Bir dolar seksen yedi sent, o kadar! Halbuki ertesi gün noeldi.
Kendini odadaki partal divanın üzerine atıp hıçkıra hıçkıra ağlamaktan başka çare yoktu. Della da öyle yaptı.
Della’nın evi, haftada sekiz dolara tutulmuş mobilyalı bir apartman! Tasvire değer bir hali yok. Tam bir fakirhane!Aşağıda antrede, içine tek bir zarf sığdırmaya imkan olmayan bir mektup kutusu ile ölümlü bir elin asla çaldıramayacağı bir zil vardı. Kapıda da “Mr. James Dillingham Young” ismini taşıyan bir kart asılı idi.
Mr. James Dillingham eve geldiği vakit size evvelce Della diye takdim ettiğimiz karısı kendisine “Jim” diye hitap eder, boynuna sarılarak onu bağrına basardı.
Göz yaşları dindikten sonra Della eline bir ponpon alarak yüzünü pudraladı. Pencerede durarak apartmanın o kasvetli arka avlusundaki bulut rengi bir parmaklık üzerinde yürüyen bulut rengi kediyi aptal aptal seyretti. Ertesi, günü Noel’di. Jim’e hediye alabilecek yalnız bir dolar seksen yedi senti vardı. Bu penileri aylardan beri birer birer biriktirmişti. Halbuki şimdi hiçbir işe yaramadıklarını görüyordu. Haftada yirmi dolara pek bir şey yapmaya imkan yoktu. Masraf umduğundan fazlaya çıkıyordu. Zaten her zaman öyle olur!.. şimdi Jim’e hediye alacak yalnız bir dolar seksen yedi senti vardı. Sevgili Jim’ine güzel bir şey almak hususunda hülyalar kurarak bir çok mesut anlar yaşamıştı. Güzel, nadir, parlak bir şey, Jim’e ait olmak şerefi ile az çok mütenasip bir hediye.
Pencereden uzaklaşarak kendini aynanın önüne attı. Gözleri pırıl pırıl yanıyordu, ama yirmi saniye içinde rengi uçuvermişti. Saçlarını çözerek omuzlarının üzerine döktü. James Dillingham Young Ailesi’nin iftihar ettikleri iki şeyleri vardı. Birisi Jim’in babasından intikal eden ve aslında büyükbabasına ait olan altın saat, diğeri ise Della’nın saçları idi.
Apartmanın hava deliğinin karşı tarafında Saba Melikesi otursaydı Della, kraliçenin mücevherlerini kıymetten düşürmek kastiyle, o güzel saçlarını pencereden dışarı sarkıtırdı. Hazreti Süleyman apartmanın kapıcısı olsa ve bütün servetini, elmaslarını bodrumda bulundursaydı, Jim ihtiyarı kıskandırıp hasetle sakalını kaşıttırmak için önünden her geçişinde cebindeki saati çekip bakar gibi yaparak gösterirdi.
Della’nın saçları altın renkli bir çağlayan gibi parlayarak ve dalgalanarak dizlerine kadar döküldü ve bir elbise gibi vücudunu örttü. Bununla beraber Della, saçlarının uzun müddet böyle kalmasına müsaade etmedi. Sinirli ellerle hemen topladı. Bir aralık bir an için durdu. Tereddüt eder gibi oldu. Yerdeki kırmızı tüyleri dökük halıya bir iki damla göz yaşı aktı.
Della, gözleriniz yaşı kurumadan kahverengi ceketini kapıp aynı renkteki şapkasını başına geçirdiği gibi, eteklerini savurarak kapıdan fırladı. Merdivenleri inip sokağa çıktı.
“Mm. Safronie. Her nevi saç levazımı” ibaresini taşıyan bir tabelanın önünde durdu. Bir hamlede kendini yukarıda buldu. İri yarı, süt beyaz, soğuk bir kadın olan Madam Safronie’ye nefes nefese:
-Saçlarımı alır mısınız? Diye sordu.
Madam:
-Saç alırım ama şapkanı çıkar da bir bakalım, cevabını verdi.
Della altın renkli, çağlayana benzer saçlarını döküverdi.
Madam, saçları pişkin bir alıcı eli ile bir yokladıktan sonra:
-Yirmi dolar, dedi.
Della:
-Peki, derhal, cevabını verdi.
Ondan sonraki iki saati pembe bir bulut üstünde uçar gibi sevinçle nasıl geçirdiğini bilmiyordu.
Edebiyat bertaraf, Jim için istediği hediyeyi bulmak arzusu ile dükkanların altını üstüne getiriyordu.
Nihayet bulabildi. Hasseten Jim için yapılmış bir şey? Dükkan dükkan gezmiş, hiç birinde buna benzer bir şey görmemişti. Platin bir saat zinciri. Kıymeti, fazla gösterişli süslerde değil. Deseninin sadeliğinde ve kibarlığında idi.
Bütün iyi şeyler böyle olmalıdır. Zincir Jim’in o emsalsiz saatine layık derecede güzeldi. Della ilk nazarda kararını verdi. Zincir tıpkı Jim gibi idi. Gösterişsiz, fakat kıymetli. Kocasını da, zinciri de aynı şekilde tarif etmek mümkündü. Yirmi bir dolar verdi. Bu zinciri taktıktan sonra Jim artık, saatine nerede olsa bakabilir, daha doğrusu bakmaya heveslenebilirdi. Halbuki, şimdi o emsalsiz saate, bir kayışa asılı olduğundan hep gizleyerek bakıyordu.
Eve avdet ettikten sonra Della’nın sarhoşluğu biraz geçti. Aklı başına gelerek ihtiyatlı hareket etmeyi düşündü. Saç maşalarını çıkartarak hava gazını yaktı. Ve aşkla cömertliğin birleşmesinden doğan tahribatı tamire koyuldu.
Sayın dostlar, burun kıvırıp geçmeyin. Bu her zaman muazzam bir iştir. Müthiş bir iş!.
Kırk dakika zarfında saçları mektep kaçağı bir çocuk kafası gibi kıvrım kıvrım olmuştu. Della aynadaki aksini tenkitçi bir nazarla uzun uzadıya dikkatle seyretti. Kendi kendine:
-Jim bu halimi görüp de ilk bakışta öldürmezse iyi. Tiyatro kızlarına benzetecek ama ne yapayım. Bir dolar seksen yedi sentle ne alınabilir di ki, dedi.
Yedi buçukta kahve pişirilmişti. Tava da sobanın arkasına yerleştirilerek ısıtılmış olan pirzolaları kızartmak üzere hazırlanmıştı.
Jim hiç geç kalmazdı. Della zinciri avucuna alarak kapının yanındaki masanın başına oturdu. Kocasının, merdivenlerin ilk basamağındaki ayak seslerini duyunca bembeyaz oldu.
Gündelik, en basit şeyler için dua etmeyi adet etmişti.
-Büyük Allah’ım! Yalvarırım sana, ne olur,saçlarımı beğendir. Diye mırıldandı.
Jim kapıyı açtı ve içeri girip arkasından kapadı. Zayıf ve pek ciddi bir hali vardı. Zavallı henüz yirmi iki yaşında, aile yükü taşıyordu. Yeni bir pardösüye ihtiyacı vardı, ellerinde eldiven yoktu.
Odaya koku almış bir av köpeği gibi etrafına kayıtsız bir halde bakınarak girdi. Della bu dik nazarların manasını anlamayarak korktu. Bu nazarlar ne hayret, ne hiddet, ne dehşet, ne beğenmemezlik, yani genç kadının hazırlandığı hislerden hiç birini ifade etmiyordu. Jim, yüzünde o garip ifade ile nazarlarını karısına dikmiş sadece bakıyordu.
Della masanın yanından kıvrılarak yaklaştı.
-Jim, şekerim ne olursun öyle bakma, diye yalvardı. Saçımı kesip sattım. Noel’i sana hediye almadan geçiremezdim, ölürdüm. Ne olacak yine büyür. Affediyorsun değil mi? Ne yapayım başka çarem yoktu. Saçlarım çabucak büyür. Unutalım bunu, haydi Jim, şekerim. Noel’in mübarek olsun de de barışalım. Ne güzel ne hoş bir hediye aldığımı tasavvur edemezsin, dedi.
Jim zihnini yaracak kadar düşünüp taşındığı halde bir türlü anlayamamış gibi yavaş yavaş
-Saçını mı kestin, dedi.
Della:
-Kesip sattım. Bu halimi beğenmedin mi? Eskisi kadar sevmedin mi? Saçsız da yine aynı insan değil miyim, diye yalvardı.
Jim etrafına şaşkın şaşkın baktı. Nihayet aptallaşmış gibi
-Saçımı kestim mi dedin, diye cevap verdi.
Della:
-Evet, kesip sattım diyorum, diye izah etti. Yavrucum bu akşam Noel! Beni mazur gör, affet. Senin uğruna gitti, deyip ciddi bir tatlılıkla:
-Saçlarımın tellerini saymak belki mümkündür ama sana olan sevgimi ölçmek imkansızdır. Şekerim pirzolaları ateşe koyalım mı? diye sordu.
Jim daldığı rüyadan uyanır gibi oldu. Della’cığını kollarına aldı, pardösünün cebinden bir paket çıkararak masanın üstüne attı.
-Della’cığım, aldanıyorsun. Saçını nasıl kesersen kes, hiç fark etmez. Sana olan sevgimde hiç değişiklik yapmaz. Paketi açarsan birdenbire neden afalladığımı anlarsın, dedi.
Della beyaz parmaklarıyla kağıdı yırtarak ipleri kopararak paketi açtı. Açmasıyla feryadı basması bir oldu.
Gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Paketten Della’nın Broadway’de bir vitrinde görüp uzun müddettir arzuladığı taraklar çıkmıştı. Kaplumbağa kabuğundan yapılmış, elmas kenarlı o güzel taraklar işte önündeydi. Renkleri de saçlarına ne kadar uyuyordu. Pahalı olduklarını bildiğinden hiç ümide kapılmadan beğenmiş ve arzulamıştı. Hiç beklemediği olmuştu. Ama ne çare ki tamah ettiği bu canım tarakları süsleyecek lüleler gitmişti.
Della nihayet kendini toparlayarak kocasını getirdiği hediyeleri bağrına bastı. Gülümseyerek kocasına baktı.
-Şekerim, saçım pek çabuk uzar, deyip tüyleri tutuşan bir kedi gibi yerinden fırlayarak:
-Ay unutuyordum, diye bağırdı.
Jim alınan güzel hediyeyi görmemişti. Della avucunu açarak sevinçle kocasına uzattı. Bu kıymetli, fakat donuk maden genç kadının ruhundaki ateşin aksiyle parlar gibi oldu.
-Şekerim, güzel değil mi? Bütün şehri altüst ettikten sonra bulabildim. Saatini ver bakalım nasıl yakışacak, dedi.
Jim, Della’nın dediğini yapacak yerde kendini sedire attı. Ellerini başının arkasına koyarak gülmeye başladı.
-Della sevgilim, Noel hediyelerimizi bir kenara koyup bir müddet saklayalım. Bu günkü halimize uygun değil. Biraz fazla. Tarakları almak için saati sattım. Pirzolaları koy bakalım ateşe, dedi.
..."
Milli Eğitim Bakanlığı,
Dünya Edebiyatından Seçmeler Dizisi
Hikayeler 1
O'Henry
Çeviren Nuri Eren
Bu hikayeyi seneler önce Hıncal Uluç'un köşesinde, yine bir yılbaşı arifesinde okumuş ve çok beğenerek saklamıştım, paylaşmak istedim.. Daha önceki bloğumda da yine yılbaşında paylaşmıştım, benim için bir gelenek gibi oldu adeta.. Okumaktan büyük keyif alıyorum çünkü.. Umarım siz de sıkılmadan okumuş ve beğenmişsinizdir..
Etiketler:
Hıncal Uluç,
hikaye,
noel hedyesi,
O'Henry,
yılbaşı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






























